Home » Türkçe » Kuran Çalışmaları » Düz(gün) Türkçe ile Kuran çevirisi
|
| 1. Açılış [message #20615 is a reply to message #20576 ] |
Tue, 01 March 2005 09:06   |
|
1. AÇILIŞ
1Merhametli ve Şefkatli Allah’ın ismiyle,
2,3,4Övgü evrenlerin rabbi, merhametli, şefkatli ve yargı gününün sahibi Allah’adır. 5Ancak sana tapar, ancak senden yardım dileriz. 6Bizi doğru yola ilet; 7gazaba uğrayanların ve sapmışların değil, kendilerine iyilikte bulunduğun kişilerin yoluna.
Engin UYSAL
engin19@gmail.com
|
|
|
| 2. İnek [message #23550 is a reply to message #20576 ] |
Mon, 30 May 2005 01:51  |
|
2. İNEK
Merhametli ve şefkatli Allah'ın adıyla,
1A.L.M.
2Bu kitap erdemliler için bir yol göstericidir ve kuşku içermez. 3Onlar duyuları ile algılayamadıkları gerçeklere inanırlar, namazlarını düzenli olarak kılarlar, kendilerine verdiklerimi muhtaçlarla paylaşırlar. 4Sana ve senden öncekilere verdiğim kitaplara inanırlar ve ölümden sonraki yaşam konusunda da herhangi bir kuşkuları yoktur. 5İşte bu insanlar benim yol gösterdiklerim ve mutluluğu yakalayan insanlardır.
6,7İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da bir şey değişmez, inanmayacaklardır çünkü kalpleri, kulakları ve gözleri kapalıdır ve büyük bir acı çekeceklerdir.
8,9Aranızdan bazıları aslında inanmadıkları halde Bana ve ölümden sonraki yaşama inandıklarını söyleyerek Beni ve inananları aldatmak isterler. Aslında kendi kendilerini aldatıyorlar ama farkında bile değiller. 10Bunların kalplerindeki hastalık artırılır ve söyledikleri yalanlar yüzünden büyük bir acıya mahkûm edilirler. 11,12Onlara “bozgunculuk yapmayın” dendiğinde “biz sadece düzeltiyoruz” derler ama aslında bozguncudurlar ve bunun farkında da değildirler. 13Onlara bazı insanların inandığı şekilde inanmalarını söyleyince, “bu beyinsizlerin inandıkları şeylere mi inanacağız” derler ancak asıl beyinsizlerin kendilerinin olduğunu bilmezler. 14İnananlarla karşılaştıklarında “inanıyorum” derler ancak şeytanları ile baş başa kaldıklarında “sadece alay ediyoruz onlarla” derler. 15Ben de onları taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakıyorum. 16Erdemin yerine sapıklığı satın alarak kötü bir ticaret yaparlar ancak bu ticaret onlara ne kar bırakır ne de gerçeğe ulaştırır. 17,18Yaktıkları ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca ışıkları ellerinden alınan ve karanlıklar içinde hiçbir şey göremeyen, sağır, dilsiz ve yönlerini değiştiremez bir durumda kalırlar. 19Karanlık, gök gürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan yağmurun altında ölüm korkusuyla ellerini kulaklarına tıkayan kimseler gibidirler. İnanmayanlar böyle kuşatılır. 200Bazılarınınsa şimşek neredeyse gözlerini yerlerinden alacak gibi önlerini aydınlattıkça ışıktan yararlanarak yürürler, karanlık basınca da dikilir kalırlar. Dileseydim duyma ve görme yetilerini ellerinden alırdım, benim her şeye gücüm yeter.
21İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Tanrı’nıza kulluk edin ki korunasınız. 22Yeryüzünü sizler için yaşanabilir bir hale soktum ve gökyüzünü de koruyucu bir yapıyla yarattım. Gökten su indirdim ve bu şekilde çeşitli ürünler çıkardım. Bile bile benden başka Tanrı’lara tapınmayın.
23Kuluma indirdiğim kitaptan kuşkulanıyorsanız, onun bir bölümüne benzeyen bir bölüm getirin, doğru sözlü iseniz Ben hariç tanıklarınızı da çağırın. 24Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız-, inanmayanlar için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının.
25İnanıp erdemli davrananları ölümden sonraki yaşamlarında yaşamak üzere içlerinden ırmaklar akan bahçelerle müjdele. Oradaki ürünleri gördüklerinde onları daha önce gördüklerini hatırlayacaklar, tertemiz eşleriyle sonsuza kadar yaşayacaklardır. 26Size böyle benzetmeler veriyorum, bir sivrisinekten hatta sivrisineğin üzerindekinden örnek vermekten kaçınmıyorum. İnananlar bunun Tanrı’larından geldiğini bilirler, inanmayanlar ise “Tanrı ne amaçla böyle bir benzetme yapıyor?” derler. Bu şekilde birçok kişi saptırılır ve birçok kişi doğru yola iletilir; sapanlar sadece günahkârlardır. 27Benimle yaptıkları anlaşmaya bağlılık sözü verdikten sonra sözlerini bozarlar, birleştirilmesini emrettiğim şeyi ayırırlar ve bozgunculuk yaparlar. Bunlar kaybedenlerdir.
28Tanrı’nızı nasıl inkâr edersiniz? Yaşamıyordunuz ve size yaşam verdim, daha sonra bu yaşamı sizden tekrar geri alacağım ve tekrar dirilterek kendime döndüreceğim. 29Yeryüzünde sizin için her şeyi yarattım ve gökyüzünü de yedi kat olmak üzere düzenledim. Her şeyin bilgisine sahibim.
30Meleklere, yeryüzüne bir temsilci yerleştireceğimi söylediğimde, orada bozgunculuk yapacağınızı ve kan akıtacağınızı, hâlbuki kendilerinin beni överek yücelttiklerini ve mutlak otoritemi onadıklarını söylediler. Onlara kendilerinin bilmediklerini bildiğimi söyledim. 31Adem’e öğrettiğim nitelemeleri onlara sunarak, “haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, bunların niteliklerini Bana siz söyleyin” dedim. 32Benim yüce ve bilge olduğumu, kendilerine öğrettiğimden başka bilgilerinin olmadığını söylediler. 33Sonra Âdem’den bu nitelikleri onlara söylemesini istedim ve o bunu yapınca da meleklere “Size, yeryüzünün ve gökyüzünün sırlarını, söylediğinizi de gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim?” dedim.
34Meleklere Âdem’e secde etmelerini söyleyince hepsi buna itaat etti ancak şeytan diretti, büyüklük tasladı ve nankörlük etti.
35Adem’e eşiyle birlikte cennette kalmasını, dilediği zaman onun ürünlerinden yemesini ancak kendisine gösterdiğimiz ağaca yaklaşmamasını aksi takdirde kendine acımasızlık yapacağını söyledim. 36Şeytan onları kandırarak oldukları yerden çıkardı ve bende bunun üzerine kendilerine “birbirinize düşman olarak aşağı inin, bir süre yeryüzünde yaşayacaksınız” dedim. 37Adem benden öğrendiği kelimelerle bağışlanma diledi ve bende onun bağışlanma dileğini kabul ettim. Ben, benden bir şey isteyenin isteklerine karşılık veririm, size karşı şefkatliyim. 38,39Oradan topluca inmelerini ve benim yollayacağım yol göstericiyi beklemelerini, o yol göstericiye uyanların korkmaları gereken bir şey olmadığını ve onların üzülmeyeceklerini, cümlelerimizi yalanlayıp inkâr edenlerin yerinin ise ateş olduğunu söyledim.
40Yahudiler! Size yaptığım iyilikleri hatırlayarak bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. 41Sadece benden korkun. Şu an okuduğunuz kitabı doğrulayıcı olarak verdiğim kitaba inanın, onu ilk inkâr edenler arasında olmayın, benim cümlelerim yerine değeri düşük şeyleri tercih etmeyin ve sadece benden korkun. 42,43Gerçeği ve yanlışı bile bile karıştırmayın, gerçekleri gizlemeyin, salât ibadetinizi düzenli olarak uygulayın, eğilenlerle birlikte eğilin ve kazancınızdan ihtiyacı olanlara verin. 44İnsanları iyilik yapmaya çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik yanınızdaki kitabı da okuyorsunuz. Niye aklınızı kullanmıyorsunuz?
45,46Güçlüklere karşı direnerek sabır ve salât ibadeti ile benden yardım isteyin. Elbette bunu yapmak bana saygılı olan ve tekrar benim yanıma dönerek bana kavuşacaklarına inananlar dışındaki insanlara ağır gelir.
47Yahudiler! Size yaptığım iyilikleri ve sizleri diğer toplumlardan üstün tutmamı hatırlayın. 48Kendinizi hiç kimsenin başka birinin cezasını ödeyemeyeceği, aracılığın kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden sakının. 49Sizlere işkencenin en kötülerini uygulayan, kadınlarınızı bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun’un adamlarından kurtarmıştım sizi. Bu sizin için büyük bir sınavdı. 50Denizi yarmış ve Firavun’un adamlarını gözlerinizin önünde boğmuştum. 51Musa ile kırk gece için sözleşmiştik, ancak siz onun ardından kendinize acımayarak buzağıya taptınız. 52,53Bunlara rağmen teşekkür etmeniz için sizi affettim ve doğru yolu bulmanız için Musa’yla kitabı ve yasayı gönderdim. 54Musa halkına buzağıya taparak kendi özlerine acımasızlık ettiklerini, yaratıcıdan bağışlanma dileyerek egolarını öldürmeleri gerektiğini söyledi. Elbette ben sizi affeder, bağışlanma dileklerinizi kabul ederim, size karşı çok şefkatliyim. 55Bir keresinde de Musa’ya “Tanrı’yı fiziksel olarak görmedikçe inanmayız” demiştiniz ve etrafınıza bakınıp dururken yıldırım çarpmıştı. 56Bunun ardından teşekkür edersiniz diye ölümünüzün ardından size tekrar yaşam vermiştim. 57Üzerinize bulutlardan gölge yapmış ve gökten de menna ve bıldırcın indirerek yemenizi sağlamıştım. Fakat bana değil kendinize acımasızlık yaptınız.
58Size gösterdiğim şehre girmenizi, orada dilediğiniz yerden bolca yemenizi, kapıdan alçak gönüllü olarak girmenizi ve dostça konuşmanızı istemiştim ki hatalarınızı bağışlayayım, güzel davrananlara da daha fazlasını vereyim. 59Ancak içinizdeki acımasızlar kendilerine verilen kelimeleri başka kelimelerle değiştirdiler, nitekim bu acımasızların üzerine gökyüzünden bir afet indirdim.
60Bir keresinde Musa sizin için su arıyordu. Ona değneğini taşa vurmasını söylemiş ve yerden on iki pınar su fışkırtmıştım ve içinizden her bir grup hangi pınardan içeceğini biliyordu. Size verdiğim ürünleri yiyip içmenizi ve bozgunculuk yapmamanızı söylemiştim. 61Ancak siz Musa’ya artık tek çeşit yemeğe dayanamayacağınızı söylediniz ve ondan Tanrı’sını çağırarak size yerden fasulye, kabak, sarımsak, mercimek ve soğan gibi ürünler bitirmesini istediniz. O size cevap olarak, “Özgürlüğü kölelikle mi değiştirmek istiyorsunuz? O zaman Mısır’a dönün, aradığınızı orada bulabilirsiniz” demişti. Alçaklık ve yoksulluğa mahkûm edildiler çünkü mucizelerime ve cümlelerime sürekli olarak nankörce davranıyorlar, peygamberleri öldürüyorlar, karşı gelip taşkınlıkta bulunuyorlardı.
62İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer dinlerden her kim bana ve ölümden sonraki yaşama inanır ve erdemli bir şekilde yaşarsa ödülleri verilecektir ve bu insanların korkmaları gereken ve üzülecekleri bir şey yoktur.
63Bir zamanlar Sina dağını üzerinize kaldırarak sizden bir söz almıştım, size verdiğim kitaba sıkı sıkıya sarılacak, içindekileri hep hatırlayacak ve korunacaktınız. 64Ancak bundan sonra da yüz çevirdiniz. Eğer size bu kadar çok iyilik yapmasaydım ve size karşı bu kadar şefkatli olmasaydım kaybedenlerin arasında olacaktınız.
65Aranızdan Cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. Onları da aşağılık maymunlar yapmıştık. 66Bu ceza onların çağdaşlarına ve ileriki kuşaklara bir örnek ve erdemli insanlar için de bir öğüttür.
67Bir zamanlar Musa ile halkı arasında şöyle bir konu geçmişti:
Musa: Tanrı bir düve boğazlamanızı emrediyor.
Halk: Bizimle alay mı ediyorsun?
Musa: Cahilce davranmaktan Allah’a sığınırım.
68Halk: Bizim için Tanrı’nı çağır da bu düvenin nasıl bir şeye benzediğini bize anlatsın.
Musa: Tanrı, onun ne yaşlı ne genç, ikisinin ortasında bir düve olduğunu söylüyor. Size emredileni yerine getirin.
69Halk: Bizim için Tanrı’nı çağır da bize bu düvenin rengini söylesin.
Musa: Tanrı, onun parlak sarı renginde bir düve olduğunu ve bakanların içini açtığını söylüyor.
70Halk: Bizim için Tanrı’nı çağır da onun özelliklerini bize biraz daha açıklasın, bu düvelerin hepsi birbirine benziyor. Allah dilerse doğru yolu buluruz.
71Musa: Tanrı, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz ve alacasız bir düve olduğunu söylüyor.
Halk: İşte şimdi gerçeği getirdin.
Sonunda düveyi boğazlamışlardı ama az kalsın yapmayacaklardı. 72,73Hani içinizden biri öldürülmüş ve suçu birbirinize atmıştınız ama ben gizlediklerinizi açığa çıkarmak için bu düvenin bir parçasıyla ölüye vurun demiştim ve bunun ardından ölü tekrar yaşama dönmüştü. Ölülere yaşam vererek düşünmeniz için mucizeler gösteriyorum.
74Tüm bunlara rağmen kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi hatta daha katı oldu. Çünkü öyle taşlar vardır ki içinden ırmaklar fışkırır, bazıları yarılır bağrından su çıkar, bazıları ise bana olan saygılarından sinerler. Yaptıklarınızın hepsini biliyorum.
75Bir kısmı benim cümlelerimi duyup kavradıktan sonra bile bile onları değiştiren kimselerin size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? 76İnananlarla karşılaştıklarında kendilerinin de inandığını söyledikleri halde baş başa kaldıklarında “Rabbiniz katında size karşı kanıt olarak kullanmaları için, Allah’ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, kafanız çalışmıyor mu?” derler. 77Benim onların gizlediği ve açıkladığı her şeyi bildiğimi bilmiyorlar mı? 78Aralarında kendilerine kitap verilmeyen bazıları, kuruntu ve söylentilerin dışında kitap hakkında bir şey bilmezler, sadece bildiklerini düşünürler.
79Elleriyle yazdıkları kitabı ucuz bir fiyata satmak için benim katımdan geldiğini söyleyenlerin yazdıklarından ve kazandıklarından dolayı vay hallerine! 80Sayılı birkaç gün dışında ateşte kalmayacaklarını söylüyorlar. Sor bakalım, benden böyle bir söz mü almışlar -ki ben verdiğim sözü tutarım- yoksa bilmedikleri bir şeyi benim adıma mı söylüyorlar. 81Evet, günah işleyip suçu kendisini kuşatan kimseler ateşe atılacak ve orada sürekli kalacaklardır. 82Bana inanarak erdemli bir hayat yaşayanlar ise cennete yerleştirilecek ve onlarda orada sürekli kalacaklardır.
83Yahudilerden, benden başkasına tapmayacaklarına, anaya, babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikte bulunacaklarına, insanlarla dostça konuşacaklarına, salât ibadetlerini düzenli olarak yerine getireceklerine ve gelirlerinden ihtiyacı olanlara vereceklerine ilişkin söz almama rağmen büyük bir bölümü ilgi göstermeyerek sözlerinden döndü. 84Hani birbirinizi öldürmeyeceğinize ve yurdundan atmayacağınıza dair sözü kabul etmiş ve tanık olmuştunuz. 85Tüm bunlara rağmen sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından atıyor, kötülük ve düşmanlık yapmak için onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından atmanız size zaten yasakken bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde birde onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmıyor musunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve diriliş gününde de acıların en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? Yaptıklarınızın hepsini biliyorum. 86Bu insanlar ölümden sonraki hayatın yerine dünya hayatını tercih ettikleri için acıları hafifletilmez ve yardım göremezler.
87Musa’ya kitap verdim ve ondan sonra ardı ardına elçiler gönderdim. Meryem’in oğlu İsa’ya da apaçık kanıtlar verdim ve onu kutsal ruh ile destekledim. Size ne zaman hoşunuza gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse büyüklük taslayarak onu ya yalanladınız ya da öldürdünüz. 88Hatta sabit fikirli olduklarını kabul edenler bile oldu. Hâlbuki inançsızlıklarından dolayı onları lanetlemiştim. Bu yüzden onların pek azı inanır.
89Önce inanmayanlara karşı koymak için yardım istediler, sonra istediklerini onlara verince, yani yanlarındaki kitabı doğrulayıcı bir kitap gönderince de inkâr ettiler. Lanet olsun onlara! 90Dilediğim kişiye yardım etmemi çekemeyerek, onlara verdiğim kitabı inkâr etmeleri ne kötüydü. Bu yüzden onlar acı üstüne acı çektiler. İnanmayanlara alçaltıcı bir acı vardır. 91Kendilerine indirdiğim kitaba inanmaları söylenince sadece onlara indirilen kitaba inandıklarını ve gerisini inkâr ettiklerini söylediler. Oysa bu, onların elindeki kitabı doğrulayan bir kitaptır. Madem inanmışlardı, neden daha önce gönderdiğim peygamberleri öldürüyorlardı?
92Musa size birçok mucizeler göstermişti ama o öldükten sonra buzağıya tapmaya başlayarak kendinize acımasızca davrandınız. 93Tur dağını üzerinizde yükselttiğimde, verdiğim emirlere sımsıkı bağlı kalacağınıza ve beni dinleyeceğinize ilişkin söz verdiğiniz halde “dinledik ve karşı geldik” diyerek inançsızlığınızdan dolayı kalbinizi buzağıya kaptırdınız. İnancınız sizi ne kadar kötü yönlendiriyor! 94Onlara şunu sor; “ileri sürdüğünüz gibi ölümden sonra yaşanılacak yer Allah tarafından hiç kimseye değil sadece size ayrılmışsa eğer, bu savınızda gerçekten samimi iseniz ölümü dilesenize hadi.” 95Yaptıkları kötü şeylerden dolayı bunu asla istemeyeceklerdir, acımasızları çok iyi bilirim. 96Onlar yaşamaya en düşkün olanlardır, putperestlerden bile fazla. Her biri bin yıl yaşamak istiyor ama uzun yaşamaları onları cezadan uzaklaştırmayacaktır. Yaptıkları her şeyi görüyorum. 97,98Onlara de ki; kendinden önceki kitapları doğrulayan, inananlara yol gösteren ve onları müjdeleyen bu kitabı benim iznimle kalbine indiren Cebrail’e kim düşman olursa, evet Bana, meleklerime, elçilerime, Cebrail’e ve Mikail’e kim düşman olursa bilsin ki ben de onların düşmanıyım. 99Sana, yoldan çıkmış olanlardan başka hiç kimsenin inkâr edemeyeceği apaçık cümleler getirdik. 100Onlarla ne zaman bir anlaşma yaptıysak hep anlaşmalarını bozup attılar, zaten çoğu inanmamıştı. 101Yanlarında bulunan kitabı doğrulayan bir elçi Benim görevlendirmemle kendilerine geldiğinde Benim gönderdiğim kitabı görmemezlikten geldiler, sanki onun geleceğini bilmiyorlarmış gibi.
102İçinizden bazıları Süleyman'ın otoritesi hakkında şeytanların anlattığına uydular. Oysa Süleyman inançsız değildi, inançsız olan, halka büyücülüğü ve Babil'de Harut ve Marut adlı iki meleğe indirileni öğreten şeytanlardı. Harut ve Marut kendilerine verdiğim bilgileri öğretmeden önce, bunun bir sınav olduğunu, bu bilgiyi kötüye kullanarak nankör olunmaması gerektiği konusunda mutlaka uyarıda bulunurlardı. Buna rağmen bazıları öğrendiklerini çiftlerin arasını açmak için kullandılar, oysa benim iznim olmadan hiç kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine yararlı değil zararlı olan şeyleri öğreniyorlardı, üstelik bunlara müşteri olanların ölümden sonraki yaşamda bir payı olmadığını da biliyorlardı. Karşılığında kişiliklerini sattıkları şeyin ne kötü olduğunu bir bilselerdi! 103İnanarak suç işlemekten sakınsalardı benden alacakları ödülün çok daha iyi olacağını bir bilselerdi!
104İnananlar! Peygamberinizden size çobanlık etmesini değil sizi gözetmesini isteyin ve onu dinleyin. İnanmayanlar büyük bir acı çekecekler. 105Hem bir kitapları olduğu halde inanmayanlar hem de putperestler size iyilikte bulunmamı istemiyorlar ama ben dilediğime iyilikte bulunurum ve sonsuz lütufa sahibim. 106,107Daha iyisini veya bir benzerini getirmedikçe bir mucize veya sistemi yürürlükten kaldırmam ve unutturmam, şunu bilin ki benim her şeye gücüm yeter, yeryüzünün ve gökyüzünün egemenliği bana aittir ve benden başka bir sahip ve yardımcınız yoktur.
108Daha önce Musa'dan istendiği gibi siz de kendi elçinizden isteklerde bulunmayı arzuluyorsanız bilin ki doğru yolu yitirenler inancı, inançsızlıkla değiştirenlerdir. 109Kendilerine daha önce verdiğimiz kitapları okuyanlardan birçoğu, kıskançlık duygularından dolayı sizi inançsız günlerinize geri döndürmek istiyorlar. Benim emrim gelinceye kadar onları affedin ve görmezlikten gelin, bilin ki benim her şeye gücüm yeter. 110Salat ibadetinizi düzenli olarak yerine getirin ve gelirinizin bir kısmını yardıma ihtiyacı olanlara verin. Kendiniz için yaparak bana gönderdiğiniz her iyiliğin karşılığını benim katıma geldiğinizde bulacaksınız. Unutmayın ben her şeyi görüyorum.
111Yahudi ve Hıristiyanlardan başkasının cennete giremeyeceğini söyleyenlere de ki bu onların kendi düşüncesi, haklı olduklarına ilişkin kanıtları var mı? 112Doğrusu kim iyilik yaparak kendini bana teslim ederse, ödülleri benim katımdadır ve ne korkmaları ne de üzülmeleri gereken bir şey vardır.
113Yahudiler "Hıristiyanların bir temeli yok" derken, Hıristiyanlar da "Yahudilerin bir temeli yok" dediler. Kendilerine verdiğim kitabı okudukları halde cahilce konuşuyorlar. Diriliş gününde, ayrılığa düştükleri konularda onlar arasındaki kararı ben vereceğim.
114Bana ibadet edilen yerlerde benim ismimin anılmasına engel olan ve buraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir. Oysa tam tersine bu kimselerin buralara korkarak girmeleri gerekir. Onlar bu dünyada rezillik, ölümden sonraki yaşamda da büyük bir acı çekeceklerdir. 115Doğu da batı da benimdir, nereye yönelirseniz yönelin benim yüzüm oradadır, her şeyi kuşatırım ve her şeyi bilirim.
116,117Benim çocuk edindiğimi söyleyenler oldu. Ben bu tür şeylerden çok yüceyim. Yoktan var ettiğim gökyüzünde ve yeryüzündeki her şey benimdir ve bana boyun eğmişlerdir, bir işin olmasını dilersem sadece "ol" derim ve olur.
118Cahiller tıpkı daha öncekiler gibi düşünerek onlarla konuşmam ya da bir mucize göndermem gerektiğini söylediler. Ben mucizeleri sadece inanacak olanlara sergilerim. 119Muhammed, ben seni gerçeklerle müjdelemen ve uyarman için gönderdim, cehenneme gideceklerden sen sorumlu değilsin. 120Dinlerine girmedikçe ne Yahudiler ne de Hıristiyanlara yaranamazsın. Onlara doğru yolun Benim yolum olduğunu söyle. Sana verdiğim bilgiden sonra onların arzularına uyarsan bana karşı seni savunacak ne bir dost ne de bir destekleyici bulamazsın. 121Kendilerine verdiğim kitabı gereği gibi izleyenler buna inanacaktır, inanmayanlar ise kaybederler.
122Yahudiler! Size yaptığım iyilikleri ve diğer toplumlara oranla size daha çok bağışta bulunduğumu unutmayın. 123Hiç kimsenin hiç kimse yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden tazminat alınmayacağı, aracılığın hiç kimseye yarar sağlayamayacağı ve hiç kimseye yardım edilmeyecek günden sakının.
124Bir zamanlar İbrahim'i bir takım kelimelerle sınamış, başarılı olunca kendisini insanlara önder yapacağımı söylemiştim. Soyuna ne olacağını sorduğunda, sözümün içinde acımasızlar olmadığını söylemiştim.
125Kâbe'yi toplumlar için bir odak noktası ve bir güven yeri olarak belirledim. İbrahim'in makamını bir namaz yeri olarak kullanın. İbrahim ve İsmail'i "Ziyaretçiler, kendini ibadete verenler ve eğilip secde edenler için ikiniz Evimi temiz tutun," diye görevlendirmiştim. 126İbrahim, "Rabbim burayı bir güvenlik yeri kıl, sana ve ölümden sonraki yaşama inananlar için güzel ürünler ver" diye dua etmişti. Ona, "inançsızlara da vereceğim, onunla kısa bir süre geçinecekler ama sonra onları çok kötü bir uğrak yeri olan ateş ile cezalandıracağım" dedim. 127,128İbrahim, İsmail ile birlikte evin duvarlarını yükseltirken şöyle dua ediyordu; "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olanlardan yap, soyumuzdan da sana teslim olan bir topluluk oluştur. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, sana yönelmemizi kabul et, kuşkusuz sen yönelişleri kabul edensin, şefkatlisin. 129Rabbimiz, soyumuzun arasından, cümlelerini onlara okuyacak, onlara kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi gönder. Sen Yücesin, Bilgesin." 130İbrahim'in dinine yüz çevirenler sadece kendilerini kandıranlardır. Onu bu dünyada seçtik, ölümden sonraki yaşamda da erdemli kişilerden olacak. 131Kendisine, bana teslim olmasını söylediğimde, "evrenlerin yaratıcısına teslim oldum" diye karşılık vermişti. 132İbrahim ve daha sonra da Yakup çocuklarına, Benim onlar için bu dini seçtiğimi ve bana teslim olmuş olarak yaşamlarını sonlandırmaya çalışmalarını öğütlemişlerdi. 133Yakup can verirken çocuklarına, kendisi öldükten sonra kime kulluk edeceklerini sorduğunda, çocukları ona "Senin Tanrın, ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrı'ya kulluk edeceğiz, biz O'na teslim olanlarız" demişlerdi. 134Bu geçmişteki bir toplumdur. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizlere. Onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.
135Doğru yolun Yahudilik veya Hıristiyanlık olduğunu söyleyenlere şöyle söyleyin; "Hayır bizler İbrahim'in tektanrıcı dinini uyguluyoruz. O Allah'a ortak koşmamıştı. 136Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya verilene ve tüm peygamberlere Rab'leri tarafından verilenlere inanıyoruz. Onların hiçbiri arasında ayırım yapmıyoruz. Biz sadece Tanrı'ya teslim oluyoruz." 137Sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yoldadırlar, karşı çıkarlarsa bir çıkmaz içindedirler. Onlara karşı sana Ben yeterim, her şeyi duyuyorum ve her şeyi biliyorum. 138Tüm sistemlerden daha iyi olan benim sistemim işte budur. Onlara şöyle söyle; "Biz yalnız Tanrı'ya kulluk ederiz. 139Bizinle Tanrı hakkında tartışıyorsunuz ama o bizim de Tanrı'mız sizin de. Biz kendi yaptıklarımızdan, siz de kendi yaptıklarınızdan sorumlusunuz. Biz kendimizi sadece O'na adadık." 140İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduğunu ileri sürerlerse de şöyle söyle; "Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Allah'ın bildirdiğini gizleyenden daha acımasız kim olabilir? Allah yaptığınız her şeyi biliyor." 141İşte onlar bir toplumdu; gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.
142Halktan bazı kafasızlar daha önce yöneldiğiniz kıbleden niçin vazgeçtiğinizi soracaklar. Onlara doğunun da batının da Benim olduğunu ve dileyeni doğru yola ileteceğimi söyle. 143Siz insanlar arasında, elçi de sizin aranızda tanık olsun diye sizleri açık fikirli bir toplum kıldım. Elçiye uyanlarla uymayanları birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğiniz kıbleyi değiştirdim. Bunu yapmak benim yol gösterdiklerim dışındaki kimselere elbette ağır gelecektir. Unutmayın ki inancınızı boşa çıkarmam, size karşı çok şefkatliyim. 144Sürekli göğe doğru yöneldiğinizi görüyorum ve sizi hoşlanacağınız bir kıbleye çeviriyorum. Bundan böyle nerede olursanız olun yüzünüzü Kutsal Mescide çevirin. Kuşkusuz kendilerine daha önce kitap verdiğim insanlar bunun Benden gelen bir gerçek olduğunu bileceklerdir, onların yaptığı her şeyi biliyorum. 145Daha önce kitap verdiğim bu insanlara her türlü mucizeyi getirsen de senin kıblene yönelmeyecekler ve sen de onların kıblesine yönelmeyeceksin. Zaten onlar birbirlerinin kıblesine de uymuyorlar. Sana verdiğim bu bilgiden sonra onların keyfine uyarsan kendine acımasızlık etmiş olursun.
146Daha önce kendilerine kitap verdiklerim bu gerçekleri çocuklarını tanıdıkları gibi tanıyor ama yine de bazıları bile bile gerçeği gizliyorlar. 147Bu Benden gelen gerçek bilgidir, artık kuşkulanmayın. 148Her birinizin uyguladığı ayrı bir yöntem olsa da siz iyilik yapmakta yarışın. Nerede olursanız olun sizi bir araya getiririm, benim her şeye gücüm yeter.
149Nerede olursanız olun salât ibadetinizi yerine getireceğiniz zaman yüzünüzü Kutsal Mescide doğru çevirin. Bu Benden gelen bir gerçektir ve yaptığınız hiçbir şeyden habersiz değilim. 150Nerede olursanız olun yüzünüzü o tarafa çevirin ki insanların size karşı kullanacağı bir eleştiri malzemesi olmasın. Acımasızlardan çekinmeyin, sadece benden çekinin ki size yapacağım iyilikleri tamamlayayım ve doğru yola ulaşın. 151Bunun için aranızdan, size cümlelerimi okuyacak, sizi temizleyecek, kitabı ve bilgeliği öğretecek, bilmediklerinizi anlatacak bir elçi seçtim. 152Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin, nankörlük etmeyin.
153İnananlar! Karşılaştığınız güçlüklere karşı sabır ve salât ibadeti ile yardım dileyin. Sabredenlerin yanındayım. 154Benim yolumda öldürülenlere ölü demeyin, aksine onlar diridir ancak siz farkında değilsiniz.
155,156Sizi korkuyla, açlıkla, para, can ve gelir kaybıyla sınayacağım. Başlarına bir şey geldiğinde, “Biz Rabbe aidiz ve O’na döneceğiz” diyerek sabredenleri müjdele. 157İşte bu doğruya ulaşanlara destek olurum ve çok şefkatliyim.
158Hac veya ziyaret için Kâbe’ye geldiğinizde Benim işaretlerim olan Safa ve Merve tepelerinin arasında gidip gelebilirsiniz. Gönülden iyilik yapanların ve de bana teşekkür edenlerin karşılığını veririm ve her şeyi biliyorum.
159İndirdiğim kitapla açık kanıtları ve doğru yolu insanlara açıkladığım halde bunları gizleyenleri hem Ben hem de tüm lanetçiler lanetliyor. 160Ancak bağışlanma dileyerek kendilerini düzeltenler ve kitabı açıklayanların bağışlanma dileklerini kabul ederim, size karşı çok şefkatliyim. 161İnkar ederek inançsız bir şekilde ölenler ise hem Benim, hem meleklerin ve hem de toplumların lanetini alır. 162Sürekli böyle kalırlar, acıları hafifletilmez ve ertelenmez.
163Tanrınız bir tek tanrıdır; Benden başka Tanrı yoktur. Size karşı çok merhametli ve şefkatliyim.
164Göklerin ve yerin yaratılmasında, gecenin ve gündüzün birbiriyle yer değiştirmesinde, insanların yararı için okyanusta akıp giden gemilerde, gökten su indirerek ölümünden sonra yeryüzünü diriltmemde ve orada yerleştirdiğim her tür canlıda, rüzgârları ve gökyüzü ile yeryüzü arasında hazır bekleyen bulutları evirip çevirmemde aklını kullananlar için elbette dersler ve kanıtlar vardır.
165İnananlar en çok Beni severken, Benden başkasını tanrı edinen ve Beni sever gibi onları seven kimseler var. O kendilerine acımayan kimseler büyük acıyı gördüklerinde tüm gücün Bana ait olduğunu ve Benim cezamın çetin olduğunu anlayacaklarını bir bilseler! 166O zaman, uyulanlar kendilerine uyanlardan uzak duracaklar çünkü artık acıyı görmüş ve aralarındaki tüm bağlar kesilmiş olacak. 167Onlara uyanlar, “keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık” diyecekler. Yaptıkları her şeyden pişman olacaklar ve ateşten çıkamayacaklar.
168İnsanlar! Yeryüzünün sizler için uygun gördüğüm temiz ürünlerinden yiyin ve açık bir şekilde düşmanınız olan şeytana uymayın. 169O size kötülüğü, terbiyesizliği ve Bana bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı emreder.
170Kendilerine acımayanlara Benim indirdiğim kitaba uymaları söylendiğinde, kabul etmeyerek, sadece atalarının izlediği yolu izleyeceklerini söylerler. Peki, ya ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan kimselerse? 171İnanmayanlar, tüm sözleri bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak, anlamadan tekrarlayan kişiler gibidirler. Sağır, dilsiz ve kördürler; düşünemezler.
172İnananlar, size verdiğim yiyeceklerin iyilerinden yiyin ve sadece Bana tapıyorsanız Bana teşekkür edin. 173Size sadece leş, kan, domuz eti ve Benden başkası adına kesileni haram kılıyorum. Ancak mecbur kaldığınız durumlarda, suiistimal etmemek ve sınırı aşmamak koşuluyla bunlardan yerseniz günah işlemiş olmazsınız. Size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyim.
174,175İndirdiğim kitaptan küçük menfaatler için bir şey gizleyenler karınlarına ateş tıkınıyorlar. Diriliş gününde onlarla konuşmayacağım ve onları arındırmayacağım. Onlara acı verici bir ceza var çünkü onlar doğru yol karşılığında sapıklığı ve bağışlanma karşılığında da cezayı değiştirmişlerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar! 176İndirdiğim ve içinde gerçekler olan kitabı tartışanlar doğrusu derin bir anlaşmazlık içindedirler.
177Yüzlerinizi doğu veya batıya doğru çevirmekle iyilik yapmış olmazsınız. İyiler, Bana, ölümden sonraki yaşama, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanırlar, akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, yolda kalmışlara, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar, namazlarını düzenli olarak kılar, gelirlerinden ihtiyacı olanlara bağışlar, söz verdiklerinde sözlerinde durur, zorluğa, sıkıntıya ve acıya karşı direnirler. İşte bu insanlar doğru ve erdemlidirler.
178,179İnananlar! Öldürmede size eşitliği emrediyorum. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın… Ancak öldüren kişi maktulün akrabaları tarafından bağışlanırsa, uygun olarak davransın ve tazminat ödesin. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve şefkattir. Bundan sonra sınırı aşanlar için acı bir ceza var. Aklını kullanmasını bilenler! Bu eşitlikte sizin için bir hayat kurtarma söz konusudur, böylece korunursunuz.
180Biriniz öleceğini hissettiğinde, geride bir mal bırakacaksa anaya, babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmesi gerekiyor. Bu, erdemliler için bir görevdir. 181Bu vasiyeti duyduğu halde kim değiştirirse günah işlemiş olur. Bilin ki her şeyi duyuyorum ve her şeyi biliyorum. 182Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışarak durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. Size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyimdir.
183,184İnananlar! Sayılı günlerde orucu sizden öncekilere emrettiğim gibi sakınmanız için size de emrediyorum. Hastaysanız veya yolculuk ediyorsanız tutamadığınız günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutun. Oruca güçlükle dayananlar tutamadıkları her bir gün için bir yoksulu doyursunlar. Gönül isteği ile daha fazla yoksulu doyurarak iyilik yaparsanız sizin için daha iyi olur, ancak en iyisinin oruç tutmak olduğunu bilin.
185İnsanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabı olan Kuran’ı indirdiğim ay olan Ramazan ayına ulaşınca oruç tutun. Hastaysanız veya yolculuk ediyorsanız tutamadığınız günlerin sayısı kadar diğer günlerde tutun. Sizin için zorluk değil kolaylık istiyorum ve oruç günlerinin sayısını tamamlıyorum ki sizi doğruya ulaştırdığım için Beni yüceltip teşekkür edin.
186Muhammet, kullarım sana beni sorarlarsa bilsinler ki ben yakındayım, beni çağırdığı zaman çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlarda bana karşılık vermeli ve bana inanmalı.
187Oruç gecelerinde cinsel ilişkide bulunmanızı size helal kılıyorum. Kadınlar erkeklerin, erkekler de kadınların sırlarını gizleyen örtüleridir. Kendinizi kandırıp durduğunuzu biliyorum ve bağışlanma dileğinizi kabul ediyorum. Artık sizin için belirlediğimi dileyerek cinsel ilişkide bulunabilirsiniz. Şafak sökene kadar yiyip için ve sonra da geceye kadar orucu tamamlayın. İbadethanelerde cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar benim koyduğum sınırlardır ve çiğnenmemelidir. Korunmanız için cümlelerimi böyle açıklıyorum.
188Paralarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile bile memurlara/yöneticilere rüşvet vermeyin.
189Muhammet, sana ayın evrelerini soruyorlar. Onun insanlar ve hac ibadeti için bir zaman ölçüsü olduğunu söyle. İyilik lafı dolandırmak değil, sakınmaktır. Dürüst olun ve kurtuluş için Beni dinleyin.
190Sizinle savaşanlarla Benim yolumda savaşın. Saldırganları sevmem, bu yüzden saldırgan olmayın. 191Onları yakaladığınız yerde öldürün ve sizi çıkararak yerleştikleri yerden siz de onları çıkarın, acı çektirme ve işkence öldürmekten daha kötüdür. Kutsal Mescidin yanında sizinle savaşmadıkları sürece onlarla savaşmayın. Size saldırırlarsa siz de onlara saldırın, inanmayanların cezası bu şekildedir. 192Son verirlerse bilin ki ben herkese karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyimdir. 193Eziyet ve işkence ortadan kalkıncaya ve din Benim için oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse artık acımasızlardan başkasına düşmanlık etmeyin. 194Kutsal ay ancak iki taraflı gözetilebilir. Ateşkese uymak karşılıklıdır. Size saldırırlarsa onlara aynen saldırın. Beni dinleyin ve bilin ki erdemlilerin yanındayım.
195Benim yolumda harcayın ve kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik yapın, iyilik yapanları severim.
196Hac ve ziyareti benim için tamamlayın. Bir sebepten yapamazsanız kolayınıza gelen bir kurban gönderin ve kurban yerine ulaşıncaya kadar saç traşı olmayın. Hasta veya başından bir rahatsızlığı olanlar oruç, muhtaçlara yardım veya herhangi bir ibadet yapsın. Güven ortamında hac zamanında ziyarette bulunduğunuzda kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bunu yerine getiremeyenler, hac anında üç gün ve döndükten sonra da yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutsun. Bu ailesi Kutsal Mescit civarında oturmayanlar içindir. Bini dinleyin ve bilin ki cezam çetindir.
197Bilinen aylarda hacca gitmeye karar verenler bilsin ki, hacda cinsel ilişki, kötülük yapmak ve tartışmak yoktur. Yaptığınız her iyiliği biliyorum. Yol için azığınızı hazırlarken en hayırlı azığın erdemlilik olduğunu unutmayın. Anlayış sahipleri! Beni dinleyin. 198Hac bölgesinde ticaret yapmanızda sakınca yoktur. Arafat’tan ayrıldığınızda Kutsal Bölgede Beni anın. Sizi doğru yola ilettiğim için anın beni çünkü daha önce sapıtmıştınız. 199Sonra halkın topluca yayıldığı yerden siz de yayılın ve Benden bağışlanma dileyin. Size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyim. 200Töreninizi bitirdiğiniz zaman, atalarınızı andığınız gibi, hatta daha güçlü olarak Beni anmayı sürdürün. “Rabbimiz, bana bu dünyada ver” diyenler ölümden sonraki yaşamda bir pay alamayacaklar. 201Bazıları ise “Rabbimiz, bize bu dünyada da ölümden sonraki yaşamda da iyilik ver. Bizi ateşin acısından koru” diye dua ediyorlar. 202Hepsinin kazandıklarından bir pay vardır. Hesabı çok çabuk görürüm.
203Mina’daki sayılı günlerde Beni anın. Erdemli davrandıkları sürece bunu iki günde bitirmek için acele edenlere de diğerlerine de günah yoktur. Beni dinleyin ve benim huzurumda toplanacağınızı unutmayın.
204Bazılarının dünya hayatı hakkındaki sözleri hoşunuza gidiyor. Azılı bir düşman oldukları halde kalplerinde olana Beni tanık tutuyorlar. 205Ayrıldıklarında bozgunculuk yapmak, mal varlığını ve nesli yok etmek için çabalıyorlar. Bozgunculuğu sevmem. 206Kendisine Beni dinlemesi söylendiğinde kibir ve gurur içinde sinirleniyorlar. Onların hakkından cehennem gelir. Ne kötü bir yerdir orası!
207Bazıları da kendini Benim rızamı kazanmaya adar. Kullarıma karşı çok şefkatliyimdir. 208İnananlar, kendinizi tümüyle bana teslim edin. Şeytana uymayın çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. 209Size apaçık kanıtlar geldiği halde doğru yoldan ayrılırsanız bilin ki Ben üstün ve bilgeyim.
210Benim ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmemizi mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şeyi kendime döndürürdüm. 211Yahudilere sor, onlara nice apaçık cümleler ve mucizeler verdim! Kendisine Benim lütufum geldikten sonra onu değiştirenlere ağır bir ceza vereceğim. 212İnanmayanlar için dünya hayatı çok çekicidir, bu yüzden inananlarla alay ederler. Oysa erdemliler diriliş günü onlardan üstün olacaklardır. Dilediğime hesapsız şekilde iyilik yaparım.
213İnsanlar bir tek topluluktu. Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdim ve halkın anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında karara varmaları için onlarla birlikte gerçeği içeren kitabı indirdim. Oysa kitap verilenler kendilerine açık kanıtlar geldiği halde aralarındaki kıskançlıktan ötürü onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. Ancak anlaşmazlığa düştükleri konularda gerçeğe ulaşmalarına izin verdim. Dilediğimi/dileyeni doğru yola iletirim. 214Sizden öncekilerin başına gelenlerin benzeri şeyleri yaşamadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar zorluk ve sıkıntıya uğradılar ve öylesine sarsıldılar ki elçi ve beraberindeki inananlar, “Tanrı bize ne zaman yardım edecek?” dediler. İyi bilin ki yardımım yakındır.
215Muhammet, sana nasıl yardım edeceklerini soruyorlar. Onlara de ki, “para ve mal yardımlarınızı bana değil ana-babaya, yakınlarınıza, öksüzlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yapmalısınız.” İşlediğiniz her iyiliği biliyorum.
216Savaş, hoşlanmadığınız halde sizin için zorunludur. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de Ben bilirim. 217Muhammet, sana Kutsal Ayda savaş konusunu soranlara de ki; “O ayda savaşmak büyük bir suçtur. Ancak Rabbin yolundan çevirmek, O’na ve Kutsal Mescide nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak Rab yanında daha büyük bir suçtur. Çünkü baskı ve işkence, öldürmekten daha büyük bir suçtur.” Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşacaklardır. Sizden kim dininden döner ve inançsız olarak ölürse tüm yaptıkları dünyada ve ölümden sonraki yaşamda boşa çıkar, ateşe giderler ve orada sürekli kalırlar. 218İnananlar, Benim yolumda göç edenler ve çaba harcayanlar Benim şefkatimi umarlar. Ben size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyimdir.
219,220Muhammet, sana sarhoş edici maddeleri ve kumarı soruyorlar. Onlara de ki; “Bu ikisinde büyük bir suç ve insanlar için yararlar var, ancak günahları yararlarından büyüktür.” Ayrıca sadaka olarak neyi vereceklerini soranlara, gelirlerinden artırdıklarını vermelerini söyle. Böyle cümlelerimi açıklıyorum ki bu dünya ve ölümden sonraki yaşam hakkında düşünün. Öksüzler hakkında soru soranlara da şunları söyle; “Onları erdemli kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir. Mallarını mallarınızla birleştirirseniz aile bireyiniz olurlar.” Bozanı düzeltenden ayırt etmesini bilirim. Dileseydim sizi zora sokardım, sonsuz güçlü ve bilgeyim.
221İnanmadıkları sürece ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın, kendisinden hoşlansanız bile ortak koşan bir kadından daha iyidir. Kızlar da ortak koşan erkeklerle de inanmadıkları sürece evlenmesin. İnanan bir hizmetçi erkek, kendisinden hoşlansanız bile ortak koşan bir erkekten daha iyidir. Ortak koşanlar ateşe çağırıyor. Ben ise cennete ve bağışlanmaya çağırıyorum ve öğüt almanız için cümlelerimi açıklıyorum.
222Sana kadınların regl dönemini soranlara da şöyle söyle; “Bu bir rahatsızlıktır. Regl döneminde olan kadınlarla cinsel ilişkiye girmeyin ve iyileşinceye kadar onlarla yakınlaşmayın. İyileştiklerinde Tanrı’nın size uygun gördüğü şekilde onlarla cinsel ilişkide bulunun. Tanrı yönelenleri ve arınanları sever.” 223Erkekler! Kadınlarınız, tohum ektiğiniz tarlalarınız gibidir, onları dilediğiniz gibi ekin ve kendiniz için geleceğe hazırlanın. Beni dinleyin ve benimle mutlaka karşılaşacağınızı bilin. Muhammet, inananları bunlarla müjdele.
224İnsanlar arasında iyi, erdemli ve dürüst görünmek için Beni yeminlerinize alet etmeyin. Her şeyi duyuyor ve biliyorum. 225Yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmuyorum ancak kalbinizdeki gerçek niyetinizden sorumlusunuz. Bilin ki size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyim.
226Eşleriyle boşanmayı tasarlayanlar sağlıklı bir karar için dört ay beklemeli. Vazgeçip uzlaşırlarsa bilin ki çok bağışlayıcı ve şefkatliyimdir. 227Boşanmaya kararlıysalar ben her şeyi duyuyor ve biliyorum. 228Boşanan kadınlar başkasıyla evlenmeden önce kendi kendilerine üç regl dönemi boyunca beklemelidirler. Bana ve ölümden sonraki yaşama inanıyorlarsa, rahimlerinde yarattığımı gizlemeleri uygun olmaz. Gebe olmaları durumunda kocaları barışmak isterlerse onları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde eşit hakları vardır ancak gebelik durumunda erkekler bir derece daha hak sahibidirler. Unutmayın ki ben sonsuz güç ve bilgelik sahibiyim.
229Erkekler! Kadınları en fazla iki defa boşayabilirsiniz. Boşanmış kadınları ya iyilikle barındırmak ya da iyilikle bırakmak gerekir. Eşler arasında Benim sınırımı gözetememe korkusu olması dışında, onlara verdiğiniz şeyleri boşanırken geri almanız size helal olmaz. Benim sınırımı gözetememekten korkarsanız o zaman kadının isteyerek geri verdiği şeylerden dolayı suç işlemiş olmazsınız. Bunlar Benim çiğnenmemesi gereken sınırlarımdır. Benim sanırlarımı çiğneyenler kendilerine acımasızlık yaparlar.
230Erkek bir kadını üçüncü kez boşarsa, kadın başka birisiyle evlenip ayrılmadığı sürece ona bundan sonra helal olmaz. Benim yasamı gözetebileceklerine inanmaları halinde tekrar birbirlerine dönmelerinde bir sakınca yoktur. Bu benim yasamdır ve onu bilen bir toplum için açıkladım.
231Erkekler kadınları boşadığı zaman, kadınların bekleme süreleri olan üç regl döneminin ardından onları ya iyilikle yanlarında bulundursunlar veya iyilikle ayrılsınlar. İntikam almak için onlara zarar verecek davranışlarda bulunmasınlar. Bunu yapan kendisine acımasızlık yapmış olur. Cümlelerimi hafife almayın, size yaptığım iyilikleri ve öğüt alasınız diye indirdiğim kitabı ve bilgileri düşünün. Beni dinleyin ve bilin ki her şeyi biliyorum.
232Boşanan kadınlar bekleme sürelerini bitirdikten sonra eşleriyle güzellikle anlaştıkları durumda bu kadınların tekrar evlenmelerine engel olmayın. Bana ve ölümden sonraki yaşama inanan kimseler bundan öğüt alır ve kendileri için daha arı ve daha sağlıklı olduğunu bilir. Siz bilmeseniz de Ben bilirim.
233Emzirme süresini tamamlamak isteyen çiftler için anneler bebeklerini tam iki yıl emzirmeli. Annenin yiyecek ve giyecek ihtiyacını ise çocuğun babası güzel ve uygun bir şekilde karşılamalı. Bununla birlikle kimse kapasitesinin üstünde sorumlu tutulamaz. Ne anne ne de babası çocuğu yüzünden zarara sokulmasın. Bunu yapmak mirasçının da görevidir. Anne ve baba danışıp anlaştıktan sonra emzirme süresini bitirmek isterse ikisine de bir suç yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz de ücretini uygun bir biçimde ödediğiniz sürece sorumluluğunuz yoktur. Beni dinleyin, yaptıklarınızı görüyorum.
234İçinizden ölen erkeklerin geride bıraktığı eşleri dört ay ve on gün bekledikten sonra kendileri için uygun olanı yapmalarında sizin bir sorumluluğunuz yoktur. Yaptıklarınızın hepsinden haberliyim. 235Bu kadınlara evlenme teklifi yapmanızdan ya da bu niyetinizi içinizde tutmanızdan dolayı suç işlemiş olmazsınız. Onlar hakkında düşüneceğinizi biliyorum. Onlarla uygun ve erdemli bir şekilde konuşma amacının dışında gizilce sözleşip buluşmayın. Bekleme süreleri dolmadan onlarla nikâh bağını kurmaya kalkışmayın. Benden çekinin çünkü içinizde olanı biliyorum. Size karşı çok bağışlayıcı ve şefkatliyim.
236Henüz dokunmadan ya da evlilik ödeneğini belirlemeden önce kadınları boşamanızda bir sakınca yoktur ancak bu durumda ödemede bulunun. Zengin kendi gücü oranında, yoksul da kendi gücü oranında verdikleri zararı karşılayacak şekilde uygun bir tazminat vermelidir. Bu güzel davrananların görevidir. 237Evlilik ödeneğini belirledikten sonra ve onlara dokunmadan önce boşamışsanız kendilerine söz verdiğiniz evlilik ödeneğinin yarısını vermelisiniz. Ancak, kadın hakkından vazgeçerse veya koca evlilik ödeneğinin tümünü vermek isterse bu daha erdemli bir davranış olur. Aranızdaki dostluğu unutmayın. Yaptıklarınızı görüyorum.
238Salât ibadetine, özellikle de orta salâtına dikkat edin. Kendinizi tümüyle bana vererek salât ibadetinizi yerine getirin. 239Bir kaygı ve endişeniz varsa salât ibadetinizi yürüyerek ya da bir araç üzerinde yerine getirin. Güvene eriştiğinizde bilmediğiniz şeyleri söze öğreten Rabbinizi anın.
240İçinizden evli erkekler öldükten sonra geride bırakacakları eşlerinin bir yıl boyunca evlerinden çıkarılmaksızın geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Kendi istekleri ile evden çıkmak isterlerse bundan siz sorumlu değilsiniz. Unutmayın ben sonsuz güç ve bilgelik sahibiyim. 241Boşanmış kadınlar için de uygun bir geçim yardımı yapılmalı. Bu erdemli kişilerin görevidir. 242Cümlelerimi düşünmeniz için açıklıyorum.
243Sayıları binlerce olmasına rağmen ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenler dikkatinizi çekti mi? Onları öldürdüm ve sonra da dirilttim. İnsanlara çok iyiliklerde bulunuyorum ancak insanların çoğu teşekkür etmiyorlar. 244Benim yolumda savaşın ve bilin ki her şeyi duyuyor ve biliyorum. 245Bana kim karşılığı kat kat ödenecek güzel bir ödünç sunacak? Bilin ki kısan da açan da benim, bana döndürüleceksiniz.
246Bir zamanlar Yahudilerin ileri gelenleri ile Musa’dan sonraki peygamberlerinden biri arasında şöyle bir konuşma geçmişti;
- Bize bir kral atasan da Allah uğrunda savaşsak
- Ya savaş gerekir de savaşmazsanız? !
- Yurdumuzdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldık. Neden Allah yolunda savaşmayalım.
Kendilerine savaş emredilince pek azı hariç yüz çevirdiler. Acımasızları biliyorum.
- 247Allah size kral olarak Talut’u atadı
- Biz yönetimi ondan daha fazla hak ediyoruz. Nasıl olurda üzerimize buyruk sahibi olabilir? Üstelik zengin de değil.
- Allah onu size lider olarak seçti. Onun bilgi ve beden gücünü artırdı.
Hükümranlığı dilediğime veririm, cömert ve bilgeyim.
- 248Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda Rabbinizden bir huzur ve Musa ile Harun’un halkının geriye bıraktığı bir kalıntı bulacaksınız. Bu sandığı melekler taşımaktadırlar. İnanıyorsanız bunda sizi ikna edecek bir kanıt vardır.
249Talut ordunun kumandasını alınca şunları bildirdi: “Tanrı sizi bir ırmakla sınayacak. O ırmaktan içenler benden değildir, kana kana içmeyip sadece eliyle bir yudum alanlarsa bendendir.” Pek azı dışında hepsi ırmağın suyundan içti. Beraberindeki inananlarla ırmağı geçtiklerinde Calut ve ordusuna karşı koyacak güçleri olmadıklarını söylediler. Allah ile karşılaşacaklarına inananlar ise şöyle dediler: “Sayıca az nice bölük, Tanrı’nın izniyle kalabalık bölükleri yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.”
250Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dua ettiler: “Rabbimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı yere sağlam bastır, inançsızlara karşı bize yardım et.” 251Sonunda iznimle onları bozguna uğrattılar ve Davut Calut’u öldürdü. Ona yönetim ve anlayış verdim ve dilediğimi öğrettim. İnsanların bir kısmıyla diğer bir kısmını savmasaydım yeryüzü bozulurdu. Tüm yarattıklarıma karşı lütuf sahibiyim.
252Muhammet, bunlar sana okuduğum cümlelerimdir ve hepsi gerçektir. Elbette sen elçilerden birisin. 253Elçilerin bazılarına diğerlerinden daha fazla şeyler verdim. Örneğin kimileriyle konuştum, kimilerini de derecelerle yükselttim. Meryem oğlu İsa’ya açık kanıtlar verdim ve onu Kutsal Ruh ile destekledim. Dileseydim onların ardından gelenler kendilerine gelen apaçık kanıtlardan sonra birbirleriyle kavga etmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler, kimi inandı kimi inkâr etti. Dileseydim birbirleriyle savaşmazlardı ancak Ben dilediğimi yaparım.
254İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de aracılığın olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimi dağıtın. İnanmayanlar acımasızdırlar. 255Benden başka Tanrı yoktur, yaşarım ve sonsuzum. Ben ne dalgınlığa kapılırım ne de uyuklarım. Göklerde ve yerde ne varsa Bana aittir. İznim olmadan kim Benim katımda aracılık edebilir? Her şeyin geçmişini ve geleceğini bilirim. Dilediğim miktar dışında bilgimden hiç kimse bir şey kavrayamaz. Egemenliğim gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak beni yormaz. Yüce ve büyüğüm.
256Bu dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Despotlar ve şeytani öğretiler yerine Bana inananlar kopmaz ve sağlam bir bağla bağlıdırlar. Her şeyi duyar ve bilirim. 257İnananların egemeni ve dostuyum, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarırım. İnkâr edenlerin dostları ise azgın kişilerdir ve bu azgınlar onları aydınlıktan alıp karanlığa atarlar. Onlar ateş halkıdır ve orada sürekli kalacaklardır.
258Bir zamanlar kendisine yönetim verdiklerimizden biri, İbrahim ile Rabbi hakkında tartışıyordu:
- Benim Rabbim yaşatır ve öldürür.
- Ben de yaşatır ve öldürürüm.
- Benim Rabbim güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getirsene.
İnançsız adam şaşırıp kalmıştı. Acımasız toplumları doğruya iletmem.
259Bir zamanlar birisi alt üst olmuş, yıkıntı bir kasabaya gelmiş ve “Allah ölümden sonra nasıl diriltebilir?” demişti. Bunun üzerine onu yüz sene ölü bıraktıktan sonra dirilttim. Orada ne kadar kaldığını sorduğumda, bir gün ya da günün bir bölümü kadar kaldığını söyledi. “Hayır, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, hala bozulmamışlar. Eşeğine de bak. Seni toplum için bir kanıt yaptım. Kemiklere dikkat et, onları üst üste nasıl koyduğuma ve sonra nasıl et giydirdiğime bak” dedim. Durumu anlayınca, “Artık Rabbin her şeye gücü yettiğini biliyorum” dedi.
260İbrahim’le şöyle konuşmuştum:
- Rabbim, ne olur bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster.
- Yoksa inanmıyor musun?
- İnanıyorum, sadece kalbimi güçlendirmesi için Rabbim.
- Dört kuş al ve onları iyice incele, farklı özelliklerini tanı. Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra çağır onları. Hemen gelecekler. Bilesin ki ben güçlüyüm ve bilgeyim.
261Paralarını Benim yolumda harcayanların durumu her birinde yüz adet tane olmak üzere yedi başak veren taneye benzer. Dilediğime katlayarak veririm. Size karşı çok cömerdim ve her şeyi biliyorum. 262Paralarını Benim yolumda harcadıktan sonra iyiliklerini başa kakıp eziyet etmeyenler için katımda güzel ödüller vardır ve bu insanların korkacak ve üzülecek bir şeyleri yoktur. 263Güzel bir söz ve hoşgörü, peşinden onur kırıcı davranışlar gelen bir yardımdan daha hayırlıdır. Ben çok zenginim ve size karşı çok şefkatliyim. 264İnananlar! Bana ve ölümden sonraki yaşama inanmadıkları halde etrafına gösteriş için yardımda bulunan kişiler gibi yardımlarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Bu tip bir davranış, üzerinde toz toprak biriken bir kayaya benzer ve şiddetli bir sağanak onu çırılçıplak bırakır. Bu insanlar yaptıklarından hiçbir şey kazanamaz. İnanmayanları doğru yola iletmem265Benim rızamı kazanmak istedikleri ve buna ikna oldukları için paralarını harcayanlar bol yağmur aldığında iki kat ürün veren, bol yağmur olmadığında da çisentiyle yetinen yüksek verimli bahçeler gibidirler. Yaptığınız her şeyi görüyorum. 266Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamış ve çocukları da güçsüzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, üzüm ve her çeşit meyveleri bulunan bahçesinin, ateşli bir kasırga ile yanmasını ister? Düşünesiniz diye cümlelerimi böyle açıklıyorum. 267İnananlar, gelirinizden ve sizin için yerden çıkardığım ürünlerden yardım olarak verin. Size verilse, gönülsüz olarak kabul edebileceğiniz kötü mallarınızı yardım olarak vermeye kalkmayın. Bilin ki ben çok zenginim ve övgüye layığım.
268Şeytan size fakirliği vaat eder ve kötülüğü emreder. Bense sizin için bağışlanma ve lütuf vaat ediyorum. Unutmayın ben çok cömert ve her şeyi bilenim. 269Bilgeliği dilediğime verir ve çok büyük bir iyilik yaparım. Sadece düşünebilenler öğüt alır.
270Yaptığınız her ekonomik yardımın ve adadığınız her adağın farkındayım. Acımasızlara hiç kimse yardım etmez. 271Yardımlarınızı açıklayabilirsiniz ancak ihtiyacı olanlara gizlice yardım ederseniz daha iyi olur ve bu bazı suçlarınızı örter. Yaptığınız her şeyi biliyorum. 272İnsanları doğruya iletmek sadece bana özgüdür, dilediğimi doğruya iletirim. Muhtaçlara ettiğiniz her iyilik kendi yararınızadır. Yardımlarınız Benim için olmalı. Yaptığınız her iyiliğin karşılığı size eksiksiz ödenecektir. Haksızlığa uğratılmayacaksınız.
273Benim yolumdaki çalışmasından ötürü özgürlükleri kısıtlanarak göç etme olanağından yoksun bırakılmış ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Onları tanımayanlar, onurlu tavırlarından ötürü onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanıyabilirsin. Kimseden yardım dilenmezler. Yaptığınız her iyiliği biliyorum. 274Paralarını gece ve gündüz, gizli ve açık yardım için harcayanların ödülü yanımdadır ve bu insanların korkacakları veya üzülecekleri bir şey yoktur.
275Tefecilik yaparak para yiyenler şeytanın bir dokunuşta ayağı kaldırdığı kimseler gibi ayağı kalkarlar çünkü tefeciliğin alışveriş olduğunu savunurlar. Hâlbuki Ben alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldım. Rabbinin öğüdünü aldıktan sonra bu işi yapmaktan vazgeçenler geçmişte kazandıkları paraları tutabilirler ve işleri de Bana kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalacaklardır. 276Ben tefeciliğin yerine karşılıksız yardımı destekliyorum. Hiçbir suçlu nankörü sevmem.
277İnanıp erdemli bir hayat sürerek salât ibadetlerini düzenli olarak yerine getiren ve gelirlerinden ihtiyaç sahiplerine yardım edenlerin ödülleri Benim katımdadır ve onların korkacakları veya üzülecekleri bir şey yoktur. 278,279Gerçekten inanıyorsanız Beni dinleyin ve her çeşit tefecilik kalıntısından vazgeçin, aksi takdirde karşınızda Beni ve elçimi bulacaksınız. Bağışlanma dilemeniz halinde anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. 280Borçlu, darlık içinde ise durumunu düzeltinceye, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Borcu karşılıksız yardım olarak bağışlamanızın ise sizin için ne kadar iyi olur bir bilseniz. 281Bana döndürüleceğiniz, herkese kazandığının karşılığının haksızlık edilmeden ödeneceği günden sakının.
282İnananlar! Belli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman aranızdan bir yazıcı bu anlaşmayı adaletle yazsın. Yazıcı Benim kendisine öğrettiğim gibi, yazmaktan kaçınmadan yazsın. Borçlanan kişi de yazıcıya dikte ettirsin, Rabbinden korksun ve sahtekârlık yapmasın. Borçlanan kişinin aklının ermemesi, çaresiz olması ya da dikte etmekten aciz olması durumunda yazdırma işini yine adaletle velisi yapmalıdır. Erkeklerden iki kişi de tanıklık etsin. İki erkek tanık bulamazsanız dilediğiniz bir erkek ve iki kadın seçiniz ki kadınlardan biri yanıldığında diğeri ona hatırlatsın. Bu insanlar, çağrıldıkları vakit tanıklık yapmaktan çekinmesinler. Az ya da çok, borcu ödeme tarihi ile birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu benim katımda daha adaletli, tanıklık açısından daha sağlam ve kuşkulanmamanız için daha uygundur. Peşin ticaret yapıyorsanız yazmamanızda bir sakınca yoktur. Alışveriş yaptığınızda tanıklarınız bulunsun. Yazana da tanığa da zarar verilmesin yoksa kendinize kötülük edersiniz. Beni dinleyin, size öğretiyorum. Unutmayın ben her şeyi biliyorum.
283Yolculuktaysanız ve bir yazıcı bulamadıysanız ödemeyi garanti altına alacak bir senet veya makbuz düzenleyin. Birbirinize bu şekilde güvenin, senedin sahibi ödemeyi zamanında yapsın ve Rabbini saysın. Tanıklığı gizlemeyin, bunu yapanların kalpleri suçludur. Tüm yaptıklarınızı biliyorum.
284Yerde ve göklerde olan her şey Bana aittir. İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de sizi ondan sorumlu tutacağım. Dilediğimi bağışlar, dilediğimi cezalandırırım. Her şeye gücüm yeter.
285Elçi Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da. Hepsi Bana, meleklerime, kitaplarıma ve elçilerime inanırlar ve “Elçilerin hiç birisi arasında ayırım yapmayız. Duyduk ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla, sana döneceğiz.” derler.
286Kişiye ancak kaldırabileceği kadar yük yüklerim. Herkesin yaptığı iyilik kendi yararına, işlediği kötülükse kendi zararınadır. Şöyle dua edin:
Rabbimiz, unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır sorumluluklar yükleme bize! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği şeyleri yükleme! Bizi hoş gör, bağışla ve acı! Sen bizin efendimiz ve egemenimizsin. İnançsızlara karşı bize yardım et!
Engin UYSAL
engin19@gmail.com
|
|
|
Goto Forum:
Current Time: Sat Jul 5 05:28:48 MST 2008
|