Downloads | Articles | Quran -=] IslamicReform.org | 19.org [=- Kuran | Makaleler | Dosyalar

Home » Türkçe » Yayın Eleştirileri » şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş?
şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #51198] Mon, 01 June 2009 03:25 Go to next message
  serbest radikal  is currently offline serbest radikal
Messages: 116
Registered: May 2009
Reader
Şefaat konusunda aşağidaki alıntıladığım yazıdaki ayet çevirilerinin Kuran bütünlüğüne daha uygun ve daha mantıklı olduklarını düşünüyorum.
Ayrıca ayetlerin bu şekilde çevrilmelerinin nedenleri de gayet iyi açıklanmış.

bu aşağıdaki alıntıda yazılanlarda bilgi olarak bir yanlış mı sözkonusu?
Yani ayetler bu şekilde çevrilebilirler de; şu andaki şekilde çevrilmelerini gerektirecek sebepler mi var?

aşağıdaki yazı http://kuranislamicom.h867114.serverkompetenz.net/index.php/ Tartismali-Konular/Tartismali-Konular/sefaate-Delil-Gosteril en-Ayetler.html adresinden alıntıdır:

--- alıntı ---
Şefaate Delil Gösterilen Ayetler


Şefaat konusunda delil getirilen ayetlerin yanlış yorumlandıklarını gösteren bir yazı.

"O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir?" (2:255)
"O gün Rahmanın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkası için şefaat yarar sağlamaz." (20:109) Diğer: 21:28, 34:23, 43:86

Bu ayetlerden yola çıkarak, yüce Allah'ın bazı kişilere/varlıklara şefaat yetkisi vereceğini düşünenler yanılgıdadırlar. Bunlar Kur'an bütünlüğünü göz önünde bulundurmadan, sadece ayetlerin yalın olarak ne dediğine bakarak, ne demek istediğini kavramadan; ayetlerin yalın kelime anlamlarını esas alarak ve atalar diniyle geleneksel kültürün etkisinde de kalarak şefaat hakkının Allahtan başka varlıklarda da olacağı sonucuna varmaktadırlar. Halbuki varılan netice doğru kabul edildiğinde bu sonuç konuylailgili diğer ayetlerle çelişmektedir. Bu da anlamın doğru verilmediğini göstermektedir.

Bakara 255'teki "O'nun izni olmadan kim şefaat edebilir?" ayetinden Allah'ın birilerine şefaat izni vereceği anlamını çıkarmak mümkün değildir. Çünkü bu bir cevap ayetidir.

"Kendilerine bir takım şefaatçi uyduranlara karşı, siz bunu nereden uyduruyorsunuz? Sizin için şefaatçi olarak gördüklerinize, şefaat etme hakkını/yetkisini kim verdi? Başka bir ilah daha var da o mu verdi? Bilesiniz ki böyle bir yetkiyi -dilersem- ancak ben veririm. Ben de vermediğime göre, yani bu konuda hiç kimseye yetki/izin vermeyeceğime göre; benim izin vermediklerime kim izin verme gücüne sahiptir ki, siz uydurduğunuz şeylerden şefaat umuyorsunuz. Siz istediğiniz kadar kendinize şefaatçi uydurun. Ben hiç kimsenin size şefaat etmesine izin verecek değilim."

Delil olarak ileri sürülen ilgili ayetlerin Türkçe meallerdeki çevirilerinde bariz hatalar bulunmaktadır. Sözgelimi Taha Suresi 108-109'uncu ayetle Sebe' Suresi 23. ayet mevcut meallerin bir çoğunda şu şekilde anlamlandırılmaktadır:

"O gün kendisinden sapma imkanı olmayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman'a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitmezsin. O gün Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz." (Taha:108-109)

"O'nun katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz." (Sebe:23) (Ali Bulaç Meali)

Ayetleri bu hatalı çevirisiyle okuyan bir kişi kaçınılmaz olarak bu ayetlerden, Yüce Allah'ın hesap gününde birilerine şefaat etme izni vereceği ve sadece bu izin verilen kişilerin şefaatinin bir yarar sağlayacağı sonucunu çıkartabilir.

`Halbuki ilgili ayetlerin şu şekilde çevrilmesi gerekmektedir`;

"O gün kendisinden sapma imkanı olmayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman'a karşı SESLER KISILMIŞTIR; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitmezsin. O gün, Rahman'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu KiMSEDEN BAŞKASI iÇiN şefaat bir yarar sağlamaz." (Taha 108-109)

"O'nun katında izin verdiklerinden başkası iÇiN şefaat yarar sağlamaz." (Sebe:23)

Dikkat edilirse bu ayetler doğru çevirileriyle ve ilgili bağlam ışığında okunduğunda, hesap gününde verilecek olan 'iZiN'in şefaat etmeyle ilgili değil, bütün Rahman'a karşı tüm seslerin kısılı olduğu bir zamanda söz söyleyebilme/konuşabilme ile ilgili olduğu ve şefaat edenin de izin verilenler değil ALLAH olduğu net bir şekilde anlaşılabilmektedir.

Dolayısıyla ilgili ayetlerde kullanılan "izin"in şefaat etmekle ilgili değil, Allah katında "tüm seslerin kisili" olacagi bir günde (20:108-109) konuşabilmek/söz söyleyebilmekle ilgili olduğu tesbitini yapabiliriz. Zira ayetlerin bağlamı bunu açıkça gösterdiği gibi Arapça metinleri gramatik açıdan irdelendiginde de bu husus daha açık bir şekilde anlaşılabilmektedir.

"La tenfa'uşşefaatu illa LImen ezine lehur-rahmanu..." (Taha:109)

Ayette kullanilan "LI" edatının (harf-i Cerr) anlamı, içinde kullanıldığı bağlama ve söz dizimine göre farklılıklar göstermektedir. Şöyle ki:

1. "Li" edatı aidiyet belirtecek şekilde kullanılmaktadır. Bu anlam Türkçe'de "-nIn" iyelik ekiyle ya da "bir şey filana aittir" ifadesiyle karşılanmaktadır. Örnek: "Lillahi ma fis-semavati ve ma fi'l-ardi..." = "Göklerde ve yerde olan ALLAH'INDIR/ALLAH'A AiTTiR.

2. "iÇiN" anlamındaki kullanımı. Örnek: "halake LEKUM ma fis-semavati ve ma fi'l-ardi.." = "göklerde ve yerde olan her seyi sizin iÇiN yaratmıştır..."

Taha Suresi:109'da ise "LI" edatı birinci manada değil ikinci anlamda kullanılmaktadır. Zira ayetin bağlamı ve söz dizimi açısından birinci anlam mümkün değildir. Buna göre ayetteki
"La tenfa'uşşefaatu illa LImen ezine lehur-rahmanu..." ifadesinin motamot anlamı şu şekildedir:

"Şefaat fayda sağlamayacaktır, kendisine izin verilenden başkasına/başkası iÇiN..."

*Allah'ın izniyle' ifadesine bir ek:

Bundan böyle sana Kur'ân'ı okutacağız da unutmayacaksın. Yalnız ALLAH'IN DiLEDiĞi BAŞKADIR. Çünkü o açığı da bilir, gizliyi de. (A'la suresi 6-7. ayetler)

Görüldüğü gibi 'Allah'ın dilediği başka' ifadesiyle yine Allah'ın mutlak inisiyatif sahibi olduğu vurgulanmaktadır. Yani bir kul unutmamaya ne kadar gayret etse de Allah dilerse unutabilir. Kainatta olup biten herşey Allah'ın onayını aldıktan sonra cereyan etmektedir.

'Hiçbir yaprak O'nun izni olmaksızın düşmez' ayetini hatırlayalım.

Demek ki bu 'Allah'ın diledikleri hariç' kalıbı Peygamberimizin bazı ayetleri unuttuğu anlamına gelmemektedir. Allah dilerse unutabilirdi. 'Allah unutmasını dilemiştir' şeklinde bir beyan mevcut değildir.

Tıpkı bunun gibi 'Allah'ın izni olmadan kimse şefaat edemez.' cümlesinden Allah'ın birilerine şefaat için izin vereceği anlamı zorunlu olarak çıkmaz.

Allah'in izniyle ifadesi nasıl anlaşılmalıdır:

Mekke'li müsriklere "... (O'nun) izni olmadan katinda(huzurunda) hiçbir kimse sefaât edemez..." (2/255) buyurulan ayette yine sayet şefaât var ise yalnizca Allah'a aittir ve Allah kime izin verirse ancak o yapabilir denilmektedir. Yoksa bu ayetlerde şefaate izin verilecegi beyan edilmemektedir.

Ayetler Mekke'lilerin şefaat inancının asılsızlığını vurgulamak için indirilmistir.

Allah'in izni' tabiriyle Allah'ın otoritesinin sınırsızlığı ve bütün inisiyatifin Allah'in elinde olduğu vurgulanmak suretiyle konuya farklı bir uslubla, anlatım tekniğiyle açıklık getirilmektedir. Konuyla ilgili bütün ayetler müşriklerin iddialarına cevap olarak gelmiştir.

Ahirette Allah'ın şefaati vardır, kulların şefaati yoktur:

Şefaat Kuran'da iki anlamda kullanılır:
Günahların bağışlanması için birilerinin aracılık yapması ve genel anlamda yardım manasında.

Ahirette günahların bağışlanması için kulların (peygamberler, veliler, meleklerin) şefaat etmesi diye bir şey islam akidesinde mevzubahis degildir.

Pratik hayatlarında müslümanların Allah'ın şefaâti (yardımı) konusu üzerinde pek durmadıkları daha çok da Resulullah'ın ve evliyânın yardımı üzerinde durduklarını, dillerinde ve yaşamlarında daha çok bu iki deyim üzerinde durduklarına tanık oluyoruz.

Şefaat konusu, Mekke'de Resulullah ile Mekkeliler arasındaki konuşmalarda geçmis ve müşrik Mekkeliler elleriyle yaptıkları putlara neden prestij ettikleri sorulduğunda, "Onların şefaâtlari umulur! " demişlerdir.

Bunun üzerine nazil olduğu belirtilen ayetlerle Allah, şefaât, yani yardım (var ise) bunun yalnız Allah'tan olduğunu belirlemektedir ve bu suretle de Mekkelilerin kuruntularının diğer konularda olduğu gibi sefaât konusunda da kendi kuruntuları olduğunu vurgulamaktadır.

Bu ayetlerden birinde: "... ileride gelecek bir günden korkun ki, o günde hiçbir kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz. Hiç bir kimseden sefaât kabul olunmaz ve fidye de alınmaz. Onlara asla yardım yapılmaz." (2/48)

Bir diğer ayette de:" Ve bir günden sakının ki, o günde kimse, kimseden yana bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaât fayda vermez, onlara hiç bir yardım da gelmez." (2/123).

Bu ve benzeri konu ile ilgili ayetlerde açıkça, şefaâtin(var ise) yalnız Allah'tan olabileceği, O'nun dışında hiçbir varlığın buna yetkisi ve imkanı bulunmadığı belirtilmektedir.

Meleklerin dünyada şefaati Allah'ın izniyle vardir:

Böyle iken dediler ki: «Rahmân çocuk edindi.» Allah bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (Allah'ın çocukları değil.) ikram olunmuş kullardır. Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.

Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler. (Enbiya suresi 26-28)

Bu ayetlerde şefaat aracılık anlamında değil yardım anlamındadır ve meleklerin dünyada müminlere mesela savaşlarda (Bedir savaşında olduğu gibi) yardım etmelerini konu edinmektedir.

Peki müminlere sefaat yok mudur ?
Bu soruyu da Bakara suresi 254. ayet cevaplamaktadir:

Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün(AHiRET) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.

Hitap iman edenlere !
Dolayısıyla şefaâtin bir insan için yalnızca SAHiH iMANI VE SALiH AMELLERi(yani kendi kendine şefaat/yardım etmesi) VE ALLAH'IN BAĞIŞLAMASI (Allah'ın şefaatı) şeklinde olacağını kabul etmek zorundayız.

Halk arasında kullanılan ıstılahi anlamıyla şefaatin olmadığına hükmedebiliriz.

Yani başka kulların bize şefaati yok, Allah'ın şefaati var.

Kim olursa olsun kimsenin kimseye torpili olamıyacağını, Allah, Kitabı'nda açık açık buyurmaktadır. Mağfiretinin, bağışlayıcılığının da yalnızca kendini razı edenler için olacağını da buyurmaktadır. Kim O'nu razı etmek için sahih iman sahibi ve salih amel sahibi olursa Allah elbette ki bunlar için bağışlayıcı, merhamet edici (yani sefaât-yardım edici) olacakıir.

Bunun dışında Kur'an'da herhangi bir şefaattan bahsedilmemektedir. Halk arasinda geleneksel olarak bilinen sefaâtin Kur'an'da yeri yoktur. Üstelik düsünürseniz Hesab Günü (DiN GÜNÜ)nün tek maliki Allah'tır ve orada Allah'tan başkasının herhangi bir şeyi yoktur. Her şey O'nun olduğuna göre, O'na ait bir şeyi kim, nasıl kime yardım (şefaât) olarak verebilecektir! Orada, O'ndan izinsiz herhangi bir şey olmaz ve olamaz burada olduğu gibi..

Allah'ın iradesini(verdiği hükmü) kimse değiştiremez:

Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın. 17/86

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir.

(Resûlüm!) Hakkında azap hükmü gerçekleşmiş kimseyi ve ateşte olanı sen mi kurtaracaksın! Fakat Rablerinden sakınanlara, üstüste yapılmış, altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Bu, Allah'ın verdiği sözdür. Allah, verdiği sözden caymaz. 39/19-20

Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim olun, sonra size yardım edilmez. Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tâbi olun. 39/54-55

(Resûlüm!) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur. 16/37

ibrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir." Şu kadar var ki, ibrahim babasına: "Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" demişti. (O müminler şöyle dediler): Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır. 60/4

---alıntı---

[Updated on: Mon, 01 June 2009 03:27]

Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54641 is a reply to message #51198] Sun, 10 January 2010 14:05 Go to previous messageGo to next message
  Herakles  is currently offline Herakles
Messages: 946
Registered: December 2005
Location: tapınak
Dependent
ŞFEA fiili aracı köprü sağlayıcı bir olgu.Hastalıklara ŞİFA dediğimizdeki ŞİFA kelimeside bu fiilden.Yani bir çözüme yönelik olgu ve etmen.

Kalp krizine mani olmada Aspirin bir ŞFEA olabilir mesela:) Allah bunu dilemiştir fizik yasaları(melekeleri) gereği.

Dolayısıyla ahirette çözüm etmenleri ortaya koyduğumuz ameli salihten başka birşey olmaz kanımca.O Allah ki dilediği etmeni olguyu ŞFEA kılar.

Belli tarikatın şeyhleri belli önderler ve bireylere ŞFEA etmenleri ilan edilerek tapınılmamalı.Çünkü Allah'ın böyle bir dileği olduğuna dair ahkam kesmek küstahlık olur bilgisizce bir davranış olur.


BEN BENİM.
Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54642 is a reply to message #54641] Sun, 10 January 2010 15:08 Go to previous messageGo to next message
  H@S@N OZTURK
Messages: 1023
Registered: June 2002
Location: Frankfurt-Darmstadt, Deut...
Dependent
Selam Herkül Smile

Iki farkli kökü karistiriyorsun galiba... Rolling Eyes

Shefaat ve Shefa iki farkli köktür, hazirlamis oldugum Quran Index'inden sözkonusu köklere bakabilirsin.

Alintiliyorum;

(ش ف ع)

SHEFA’ شفع (Şefaat/Aracılık, 300,80,70) kelimesi türevleriyle 30 adet geçer!
2:48 2:13 2:254 2:255 4:85 4:85 4:85 4:85 6:51 6:70 6:94 7:53 7:53 10:3 10:18 19:87 20:109 21:28 26:100 30:13 32:4 34:23 36:23 39:43 39:44 40:18 43:86 53:26 74:48 74:48

AL-SHAFU الشفع (Çift, 1,30,300,80,70) kelimesi 1 adet geçer!
89:3

(ش ف ى)

SHAFAYA شفي (Şifa, 300,80,10) kelimesi türevleriyle 6 adet geçer!
9:14 10:57 16:69 17:82 26:80 41:44

SHAFA شفا (Kenar, 300,80,1) kelimesi türevleriyle 2 adet geçe
3:103 9:109

Selam & Sevgi,

H. O.


"لا اله الا الله"
"الله اكبر"

Ynt: Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54649 is a reply to message #54642] Sun, 10 January 2010 23:37 Go to previous messageGo to next message
  Afrodit  is currently offline Afrodit
Messages: 907
Registered: August 2005
Location: Türkiye
Dependent
H@S@N OZTURK kullanıcısı, Pzt, 11 Ocak 2010 00:08 tarihinde yazmıştı:



AL-SHAFU الشفع (Çift, 1,30,300,80,70) kelimesi 1 adet geçer!
89:3




Haşan Abi,

89:3'teki al-shafu'nun "çift" olduğunu, "vetr"in tersi olabileceği düşüncesiyle mi bulduk?

Çünkü biliyorsun Fecr 3 çok farklı ve kilit bir ayet, bindir türlü mana çıkaran oluyor o ayetlerden.

Özetle abicim, 89:3'teki al-shafu neden çift anlamına geliyor?

[Updated on: Sun, 10 January 2010 23:39]

Re: Ynt: Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54665 is a reply to message #54649] Mon, 11 January 2010 04:35 Go to previous messageGo to next message
  H@S@N OZTURK
Messages: 1023
Registered: June 2002
Location: Frankfurt-Darmstadt, Deut...
Dependent
Merhaba Yasemin,

89:3 ayetinden bindir türlü mana cikarani ben görmedim Rolling Eyes, tam tersine bu ayeti nerdeyse herkes "Cift ve Tek" olarak cevirmistir ve en uygun mana ve ceviri sayilir.

"Al-Shafu" (Cift) lafzi söyledigin gibi, "Al-Vitr"'in (Tek) karsitidir ve zevc-ezvac sözcükleri gibi cift veya cokluk anlamina geldigini, ayetlerin öncesinden ve sonrasindan (siyak ve sebak metodu) cikarilmaktadir.

89:3 deki "Belirli Cift", bir önceki ayette cogul olan "10 Geceye" atif ve isaret olarak düsünülmektedir, kisaca 89:3 ayeti "Tek ve Cift" olan sayilara isarette bulunur. Sen bu ayetten bindir türlü baska anlam cikaranlarin gerekcelerini ve delillerini yazarsan bizide aydinlatmis olursun sevgili Yasemin Wink

Hosca kal,

H. O.

ycoskun wrote on Mon, 11 January 2010 07:37

H@S@N OZTURK kullanıcısı, Pzt, 11 Ocak 2010 00:08 tarihinde yazmıştı:



AL-SHAFU الشفع (Çift, 1,30,300,80,70) kelimesi 1 adet geçer!
89:3




Haşan Abi,

89:3'teki al-shafu'nun "çift" olduğunu, "vetr"in tersi olabileceği düşüncesiyle mi bulduk?

Çünkü biliyorsun Fecr 3 çok farklı ve kilit bir ayet, bindir türlü mana çıkaran oluyor o ayetlerden.

Özetle abicim, 89:3'teki al-shafu neden çift anlamına geliyor?


"لا اله الا الله"
"الله اكبر"

Ynt: Re: Ynt: Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54668 is a reply to message #54665] Mon, 11 January 2010 04:58 Go to previous messageGo to next message
  Afrodit  is currently offline Afrodit
Messages: 907
Registered: August 2005
Location: Türkiye
Dependent
H@S@N OZTURK kullanıcısı, Pzt, 11 Ocak 2010 13:35 tarihinde yazmıştı:

Merhaba Yasemin,

89:3 ayetinden bindir türlü mana cikarani ben görmedim Rolling Eyes, tam tersine bu ayeti nerdeyse herkes "Cift ve Tek" olarak cevirmistir ve en uygun mana ve ceviri sayilir.

"Al-Shafu" (Cift) lafzi söyledigin gibi, "Al-Vitr"'in (Tek) karsitidir ve zevc-ezvac sözcükleri gibi cift veya cokluk anlamina geldigini, ayetlerin öncesinden ve sonrasindan (siyak ve sebak metodu) cikarilmaktadir.

89:3 deki "Belirli Cift", bir önceki ayette cogul olan "10 Geceye" atif ve isaret olarak düsünülmektedir, kisaca 89:3 ayeti "Tek ve Cift" olan sayilara isarette bulunur. Sen bu ayetten bindir türlü baska anlam cikaranlarin gerekcelerini ve delillerini yazarsan bizide aydinlatmis olursun sevgili Yasemin Wink

Hosca kal,

H. O.


Fecr 5'te diyor ya "Zeka sahipleri için bunlar birer yemin değil midir?(EY)" ...

Ben senelerdir bişe anlamadım abi bu ayetlerden...

O nedenle acaba dedim, Haşan abim, bindir türlü olmasa da başka bir alternatif anlam olabilir mi, hani benim de anlayabileceğim...

Tabi senin ve bazı dostların çift ve teki neye atıf yaptığınızı biliyorum, o başka bi konu...
Re: Ynt: Re: Ynt: Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54669 is a reply to message #54668] Mon, 11 January 2010 06:46 Go to previous messageGo to next message
  H@S@N OZTURK
Messages: 1023
Registered: June 2002
Location: Frankfurt-Darmstadt, Deut...
Dependent
Sevgili Yasemin,

Senelerce 89'uncu surede yer alan ayetlerin gayet acik anlamini neden ve nicin anla(ya)madigini bilmiyorum, belki sen baska birseyler bekliyorsun ayetlerden, o yüzden olabilir Smile

Quran'in bazi ayetlerinin hem yanlis cevirilmesi, buna paralel olarak zamana bagli yanlis-eksik bilgi birikimini hesaba katarsak, bazi ayetlerin net olarak anlasilmamasi bir nebze makul sayilsada, acik ve secik bir ifadeyi keyfi ve muallak yorumlara boganlari makul göremiyorum.

Senin bildigin, anla(ma)digin herneyse lütfen bizimle paylas, böylece bizde bu bilgiden faydalanmis oluruz.

Selam ve sevgiler,

H. O.

ycoskun wrote on Mon, 11 January 2010 12:58

H@S@N OZTURK kullanıcısı, Pzt, 11 Ocak 2010 13:35 tarihinde yazmıştı:

Merhaba Yasemin,

89:3 ayetinden bindir türlü mana cikarani ben görmedim Rolling Eyes, tam tersine bu ayeti nerdeyse herkes "Cift ve Tek" olarak cevirmistir ve en uygun mana ve ceviri sayilir.

"Al-Shafu" (Cift) lafzi söyledigin gibi, "Al-Vitr"'in (Tek) karsitidir ve zevc-ezvac sözcükleri gibi cift veya cokluk anlamina geldigini, ayetlerin öncesinden ve sonrasindan (siyak ve sebak metodu) cikarilmaktadir.

89:3 deki "Belirli Cift", bir önceki ayette cogul olan "10 Geceye" atif ve isaret olarak düsünülmektedir, kisaca 89:3 ayeti "Tek ve Cift" olan sayilara isarette bulunur. Sen bu ayetten bindir türlü baska anlam cikaranlarin gerekcelerini ve delillerini yazarsan bizide aydinlatmis olursun sevgili Yasemin Wink

Hosca kal,

H. O.


Fecr 5'te diyor ya "Zeka sahipleri için bunlar birer yemin değil midir?(EY)" ...

Ben senelerdir bişe anlamadım abi bu ayetlerden...

O nedenle acaba dedim, Haşan abim, bindir türlü olmasa da başka bir alternatif anlam olabilir mi, hani benim de anlayabileceğim...

Tabi senin ve bazı dostların çift ve teki neye atıf yaptığınızı biliyorum, o başka bi konu...


"لا اله الا الله"
"الله اكبر"

Ynt: Re: Ynt: şefaatle ilgili bazı ayetler hatalı mı çevirilmiş? [message #54673 is a reply to message #54642] Mon, 11 January 2010 11:03 Go to previous message
  Herakles  is currently offline Herakles
Messages: 946
Registered: December 2005
Location: tapınak
Dependent
Sevgili Hasan, evet sen haklısın ikisi farklı kökten dolayısıyla farklı kelimeler bu nedenle yorumumun temeli yanlış oldu çünkü ben ŞAFAYA ile ŞEFEAyı aynı kelime yapmış oldum..Ben Latin Alfabe yazım üzerinden Arapça metne bakınca böyle HATA yaptım.Yeni Kuran araştırmacılarının Benim hatama düşmemeleri için LATİN ALFABEDEN Arapça çevirilmez diye uyarayım:)

Özetle şöyle düzelteyim Allah'ın aracı kılıp kılmadığı hakkında ahkam kesmek şirk unsurudur.

Sevgiler ve teşekürler.

[Updated on: Mon, 11 January 2010 11:05]


BEN BENİM.
Previous Topic:Ziyaretçi sayısı...
Next Topic:Bu saygısızı uyarıp
Goto Forum:
  


Current Time: Thu Mar 11 11:46:07 MST 2010
.:: Contact :: Home ::.

Powered by: FUDforum 3.0.0.
Copyright ©2001-2009 FUDforum Bulletin Board Software